Bastırılan her duygu, bir gün mutlaka kendini duyurur. Peki ya ona alan açsaydık?
MAG Dergisi Temmuz 2025 sayısında Sağlık ve Güzellik bölümünde yayımlanan bu söyleşide, duygulara alan açmanın, “hayır” diyebilmenin ve düşünce kalıplarını fark edip dönüştürebilmenin kişisel özgürleşme için ne denli önemli olduğuna dikkat çektim. MAG okurlarını iyileşme ve güçlenmeye dair bilgilendirdiğim bu röportajda, terapide sıklıkla karşılaştığım temalardan yola çıkarak içsel dönüşümün ipuçlarını paylaştım.
Kendini Tanımak Neden Bu Kadar Zor?
Kendini tanımak, duygularla, ihtiyaçlarla ve geçmişle dürüstçe yüzleşmeyi gerektirir. Çoğumuz başkalarının beklentileriyle şekillenen roller üstleniriz ve bu roller o kadar alışkanlık haline gelir ki, gerçek benliğimizi fark etmek güçleşir. Söyleşide, bu sürecin cesaret isteyen bir iç yolculuk olduğunu ve terapinin bu yolculukta güvenli bir alan sunduğunu vurguladım.
Duygular Neden Bastırılır?
Toplum, duyguları uzun süredir “mantığın karşıtı” olarak konumlandırdı. Üzüntü, korku, çaresizlik gibi duygulardan kaçınılır; çünkü bunlar kontrol kaybıyla eşleştirilir. Oysa bastırılan duygular bir yere gitmez — bedensel rahatsızlıklar, öfke patlamaları ya da ilişkisel çatışmalar olarak kendini gösterir.
“Dışarıya hayır demeye başladığımızda, kendimize evet demeye başlarız.”
“Hayır” Diyebilmenin Gücü
Sınır koyamama, çoğu zaman sevilmeme ya da reddedilme korkusuyla bağlantılıdır. Söyleşide, terapide bu konuyla nasıl çalıştığımı anlattım: otomatik “evet” tepkilerinin ardındaki inançları ve korkuları keşfetmeye yöneliyoruz. Bilişsel davranışçı teknikler ve yazma egzersizleriyle kişi, kendi ihtiyaçlarını tanımaya ve sınırlarını korumaya başlıyor.
Bilişsel Esneklik ve Düşünce Kalıpları
Katı düşünce kalıpları tanıdık bir zihinsel zemin temsil ettiği için dönüştürülmesi zordur. Bilişsel esneklik üç bileşenden oluşur: alternatiflerin farkında olmak, uyum sağlamaya istekli olmak ve esnek olabilme kapasitesine inanmak. Bu esneklik, depresyon ve anksiyete bozukluklarına karşı koruyucu bir faktör olarak işlev görür.
Stresle Başa Çıkmak İçin Üç Yol
Söyleşide, stresli anlarda esnek düşünmeyi destekleyen üç pratik öneri paylaştım:
- Duygularını paylaşmak — Güvendiğimiz biriyle konuşmak oksitosin salgılatır ve stresi düşürür.
- Bedensel hareket — Yürüyüş, yoga ya da dans; serotonin ve endorfin salgısını tetikler.
- Yazmak — Dağınık düşünceleri görünür ve yönetilebilir kılar.
Stres, doğru ele alındığında bir yıkım kaynağı değil; içsel gücün keşfedildiği bir dönüm noktası olabilir.
“Stres, doğru ele alındığında içsel gücümüzü keşfetmemize vesile olabilir.”