LogoUzm. Psk. İrem Yıldız Yaşar
AnasayfaHakkımdaPsikoterapi Nedir?Çalışma AlanlarımBlogRöportajlarİletişim
Tüm Yazılar

İlişkiler

Desteğe İhtiyacı Olan Birisine Nasıl Destek Olabiliriz?

Çözüm Üretmeden Gerçekten Yanında Olabilmenin Psikolojisi

Sevdiğimiz birinin zorlandığını veya acı çektiğini gördüğümüzde içimizde hızlı bir yardım etme isteği doğar. O hüznü ya da kaygıyı oradan hemen almak, durumu düzeltmek isteriz. Ancak bazen bu iyi niyetli telaşımız yüzünden, farkında olmadan aradaki mesafeyi açabiliriz. Yanlış bir şey söyleme korkusuyla sessiz kalmak ile bir an önce çözüm sunmaya çalışmak arasında gidip geliriz.

Oysa psikolojik destek sunmak, karşı tarafın hayatındaki sorunları çözmek ya da her şeye hazır bir reçete sunmak değildir. Zor zamanlardan geçen bir insanın en temel ihtiyacı, birinin gelip durumunu hemen “tamir etmesi” değil; hissettiği duygunun ve yaşadığı yükün görüldüğünü bilmesidir.

Sosyal desteğin stres üzerindeki tamponlayıcı etkisi ve psikolojik dayanıklılığı artırmadaki rolü psikoloji literatüründe sıkça vurgulanır. Peki, bir yakınımıza zarar vermeden, kendi sınırlarımızı da koruyarak gerçekten nasıl yanında durabiliriz?

1. Çözüm üretme telaşından vazgeçin

Zihnimiz doğal olarak problem çözmeye odaklanır. Sevdiğimiz birinin acı çekmesi bizde de bir kaygı yarattığı için farkında olmadan “Geçer, bunu bu kadar kafana takma”, “Güçlü olmalısın” ya da “Olumlu düşün” gibi içi boş tesellilere başvurabiliriz.

Ancak psikolojideki temel kabul ilkesi bize şunu gösterir: Bir insanın duygusu hemen ortadan kaldırılmaya çalışıldığında, kişi anlaşıldığını değil, geçiştirildiğini hisseder.

Gerçekten dinlemek; karşı taraf konuşurken zihnimizde vereceğimiz cevabı hazırlamayı bırakıp sadece onun yanında durabilmektir. Böyle anlarda etkileyici tavsiyelere değil, son derece yalın ve kapsayıcı bir dille duyguyu onaylamaya ihtiyaç duyulur:

  • “Bunu yaşamak senin için gerçekten çok yorucu görünüyor.”
  • “Yaşadıklarını düşününce böyle hissetmen çok anlaşılır.”
  • “Cümlelerini düzenlemek zorunda değilsin, nasıl hissediyorsan öyle anlatabilirsin, seni dinlemek için buradayım.”

2. Yargısız ve güvenli bir alan açın

İlişkisel ve sistemik yaklaşımların bize gösterdiği gibi, bireyin duyguları içinde bulunduğu bağlamdan ayrı düşünülemez. Bir insan hissettiği öfke, utanç veya çaresizlik yüzünden yargılanacağını sezdiği an kendini kapatır.

Güvenli bir alan açmak; kişinin anlattıklarını eleştirmemek, gizliliğine saygı duymak ve onu konuşması için zorlamamaktır. Bazı insanlar duygularını anlatınca hafifler. Bazıları ise sadece aynı odada oturup hiç konuşmadan, yanındaki varlığınızın getirdiği sessiz güvenden güç alır. Destek olmak, kişinin o anki ihtiyacına uyum sağlayabilmektir.

3. Tahmin etmek yerine sorun: “Sana nasıl eşlik edebilirim?”

Bazen birine destek olmak uzun psikolojik sohbetler yapmak anlamına gelmez. Duygusal olarak tükenmiş birinin üstünden günlük küçük bir işin yükünü almak, bir kahve uzatmak ya da yürüyüşe çıkmak çok daha büyük bir rahatlama sağlayabilir.

Ancak burada kendi zihnimizden yola çıkarak “Ona şu iyi gelir” diye varsayma tuzağına düşebiliriz. Tahmin etmek yerine doğrudan sormak çok daha işlevseldir: “Şu an ne yaparsam sana daha iyi gelir? Birlikte biraz yürüyelim mi, sadece dinleyeyim mi, yoksa seni bir süre yalnız mı bırakayım?”

Bu soru, kontrolden çıkmış hisseden yakınımıza kontrolü geri verir. Onu pasif bir “yardıma muhtaç” konumuna düşürmeden, kendi ihtiyacını ifade etmesine fırsat tanır.

4. İyileşmenin düz bir çizgi olmadığını hatırlayın

Bilişsel Davranışçı Terapi perspektifinden baktığımızda, duygusal toparlanma süreci hiçbir zaman düz bir çizgi halinde yukarı gitmez. Yas, kaygı veya travmatik süreçlerde “iyi günler” ve “gerileme hissi veren günler” peş peşe gelebilir.

Yakınımızın bir gün iyi olup ertesi gün tekrar zorlandığını gördüğümüzde sabırsızlanabiliriz. “Hani toparlanmıştın?” veya “Hâlâ aynı şeyi mi düşünüyorsun?” gibi ifadeler, kişide suçluluk duygusu yaratır. İyileşmek; dalgalı bir denizde yüzmeyi öğrenmektir. Bazen en büyük destek, o dalga geldiğinde kişinin kendi hızında su yüzüne çıkmasına sabırla izin vermektir.

5. Profesyonel desteği bir “yetersizlik” değil, bir yol haritası olarak sunun

Sevgimiz ve çabamız çok kıymetlidir ancak bazı durumlar bizim gücümüzü aşabilir. Eğer yakınımızın günlük işlevselliği belirgin şekilde düştüyse, umutsuzluğu derinleştiyse ve bu tablo uzun süredir devam ediyorsa bir uzmandan destek alma vaktinin geldiğini fark etmek gerekir.

Profesyonel yardımı önermek ise anlayış ister. “Senin durumun iyi değil, bir psikoloğa gitmelisin” demek kişiyi etiketlenmiş hissettirebilir. Bunun yerine şefkatli bir dil kullanabilirsiniz:

“Seni çok seviyorum ve yaşadığın bu ağır yükü tek başına taşımaya çalışmanı izlemek bana doğru gelmiyor. Benim desteğim bir yere kadar yetebiliyor. İstersen bu süreci daha rahat atlatabilmen için uzman bir psikologla görüşme seçeneğini birlikte araştırabiliriz. Ne dersin?”

6. Kendi duygusal sınırlarınızı koruyun

Öz-şefkat literatürünün de vurguladığı gibi kendi duygusal deposu boşalmış bir insanın başkasına sürdürülebilir bir destek sunması mümkün değildir.

Bir yakınınızın acısına eşlik ederken kendi sınırlarınızı es geçmeniz, bir süre sonra sizde de duygusal tükenmişliğe yol açabilir. Dinlenmeye ihtiyaç duyduğunuzda mola vermek, kendi hayatınızın akışını sürdürmek ve gerektiğinde siz de destek almak bir bencillik değil; ilişkinin sağlığını koruma sorumluluğudur.

Psikologdan Bir Not

Bir yakınınızın zorlandığı anlarda durumu hemen düzeltmek zorunda değilsiniz. Çoğu zaman iyileşmeyi başlatan şey eksiksiz bir çözüm reçetesi değil; zor günlerde sakince ve güvenle yanında durmayı başarabilen bir ilişkinin varlığıdır. Unutmayın, insanlar kendilerine verilen tavsiyelerden ziyade, sizin yanınızda kendilerini nasıl hissettiklerini hatırlarlar.

Referanslar & Okuma Önerileri

  • Cohen, S., & Wills, T. A. (1985). Stress, social support, and the buffering hypothesis. Psychological Bulletin, 98(2), 310-357.
  • Feeney, B. C., & Collins, N. L. (2015). A new look at social support: A theoretical perspective on thriving through support. Personality and Social Psychology Review, 19(2), 113-147.
  • Neff, K. D. (2003). Self-compassion: An alternative conceptualization of a healthy attitude toward oneself. Self and Identity, 2(2), 85-101.
  • Rogers, C. R. (1957). The necessary and sufficient conditions of therapeutic personality change. Journal of Consulting Psychology, 21(2), 95-103.